KIRMIZI SAÇLI KADIN – ORHAN PAMUK KİTAP YORUMU

Unknown | 11:51 |

KÜNYE:

Adı: Kırmızı Saçlı Kadın

Yazar: Orhan Pamuk

Yayınevi: Yapı Kredi Yayınları

 Sayfa Sayısı: 195


Alıntılar:

- “O zaman sana babalık etmemiş” dedi Kırmızı Saçlı Kadın. “Sen de kendine başka bir baba bul. Herkesin babası çoktur bu ülkede. Devlet baba, Paşa baba, Mafya babası… Burada kimse babasız yaşayamaz.”

- Uzun bir süre kimseyle konuşmadım; içime döndüm. Dünya ile arama uzaklık koydum. Dünya güzeldi, içim de güzel olsun istedim.

- Kuvvetli, kararlı bir babamız olsun, bize neyi yapıp neyi yapamayacağımızı söylesin isteriz. Niye? Neyi yapıp neyi yapamayacağımıza, neyin ahlaklı ve doğru, neyin ise günah ve yanlış olduğuna karar vermek zor olduğu için mi? Yoksa suçlu ve günahkar olmadığımızı işitmeye her zaman ihtiyaç duyduğumuz için mi? Bir baba ihtiyacı her zaman mı vardır, yoksa, kafamız karıştığı, dünyamız dağıldığı, ruhumuz daraldığı vakit mi isteriz babayı?

- Çünkü eski masal ve efsanelerdeki şeyler en sonunda gelir başınıza. Ne kadar çok okur, efsanelere ne kadar çok inanırsanız, o kadar çok gelir. Zaten dinlediğin hikaye başına geleceği için ona efsane dersin.

- Erkeklerin gururunu, zayıflığını ve kanlarındaki bireyciliği otuz beşime gelmeden öğrenmiştim artık. Babalarını da, oğullarını da öldürebileceklerini biliyordum. Babalar oğullarını da öldürse, oğullar babalarını da öldürse erkeklere kahraman olmak, bana da ağlamak kalıyordu yalnızca.


Ben Ne Düşünüyorum?

Kasvetli, masalsı, bir o kadar da gerçek…

Okuduğum ilk Orhan Pamuk kitabı, Kırmızı Saçlı Kadın oldu. Bu zamana kadar, ilkel bir önyargıyla böyle bir yazardan nasıl mahrum kaldım kendime inanamıyorum. Birinin siyasi düşüncelerini onaylarsınız ya da onaylamazsınız; fakat edebiyat bambaşka bir dünya. Orada kendinize katacak bir şeyler her zaman vardır.

Kitap her ne kadar bir aşk kitabı gibi görünse de, aslında aşktan ziyade babalar ve oğulların sonu gelmez mücadelesini ele almış. Bunu yaparken de Sophokles’in Kral Oidipus’unu (babayı öldürmek) ve Firdevsî’nin Rüstem ile Sührab’ını (oğulu öldürmek) referans almış.

Kitapta kahramanımız (Cem), eski usul kuyu kazan Mahmut Usta’ya çıraklık yapmaya başlıyor. Kuyuda kazılan her bir metre, sanki içlerinde kazılıyor gibi her geçen gün kendilerini keşfetmeye, korkularıyla yüzleşmeye maruz kalıyorlar. Mahmut Usta, efsaneler anlatmaya bayılıyor. Zamanla usta-çırak, baba-oğul gibi oluyorlar. Bu sırada bir efsane anlatıcısı da kasabadaki küçük tiyatro çadırında var. Bu efsaneler hayatlarını küçük küçük etkilemeye başlıyor. Ve zamanla, belki de aslında baştan beri, Kral Oidipus ve Rüstem ile Sührab’a takıntılı hale geliyor Cem.

Anlatılan efsanelerin kasveti, kitap boyunca sizi sarıyor. Sanırım bir “oğul” olsaydım çok daha fazla etkilenebilirdim :) Bir süre efsane dinlemekten korkar hale gelebilirsiniz :)

Efsanevi tarafının yanında, kitabın öyle gerçekçi bir havası da var ki, Hasan Ali Toptaş’ın Kuşlar Yasına Gider’ini okuduktan sonra her hikayenin yazarın hayatı olmadığına ikna olmasam Pamuk’u baya bir sorgulamayı düşünürdüm. :)

Baba-oğul mücadelesini 8 yaşımdayken sıra arkadaşımın ağabeyinin babasını öldürmesiyle tanımış olan ben, bu konunun temellerini düşünmeyi sevdim ve bahsi geçen efsanelere de baya merak saldım diyebilirim. Cinsiyetçilikten hoşlanmasam da, umumiyetle erkekler kendi aralarında bir savaş veriyor ve sonunda “bir kucak korla”* kalan yine kadınlar oluyor sanırım.

Bir gün bir kitap yazacak olsam, galiba tam da böyle bir şey yazmak isterdim. Okuyucuyu hayalle gerçek arası bir dünyaya atıp kendileriyle baş başa bırakır ve onlara yıllarca unutamayacakları bir okuma deneyimi sunmak isterdim.

Fakat gerçekten efsaneler hayatımızı etkiliyor mu dersiniz? Efsanelerin her zaman tutacak popülaritesi bize kendimizle ilgili bir şeyler söylüyor olabilir mi? Habil ile Kabil’in hikayesi gibi Rüstem ile Sührab da nesiller boyu bitmeyecek bir savaşın başlangıcı olabilir mi acaba?


Puanlama:

-Kapak Tasarımı: 5/5 (%5):

 Tam puan!

-İsim – Kitap Uyumu: 5/5 (%5):

 Oğullar ve Rencide Ruhlar da olabilirmiş :D

-Özgün Konu – Özgün Anlatım: 5/5 (%30)

 Hayatımda okuduğum en özgün anlatımlardan biri diyebilirim.

-Yazarın Dili: 5/5 (%30)

 Efsanevi. Sizi alıp götürüyor ve kitabı çabuk bitmesin diye  elinizden kazıyarak bırakmak zorunda kalıyorsunuz.

-Kitabın Dünyası: 5/5 (%30)

 Bu kitaptan etkilenmeyecek bir insan tanımıyorum. Gerçi kitapta anlatılan onca şeyi görmeyip işi ensestliğe falan getirenler olmuş ama onlara da yuh diyorum artık bu kitaptan çıkardığınız şey bu mu gerçekten?

 Kitabın Puanı: 5 / 5

 *Suzan Defter - Ayfer Tunç

20 yorum:

  1. Bahsettiğin önyargıdan bende de var ama son zamanlarda önyargılarımı yıkmaya çalışıyorum, özellikle kitap ve yazarlar konusunda. Yorumunla birlikte Orhan Pamuk okumanın benim için de vaktinin geldiğini bir kez daha kendime hatırlatmış oldum Poşet :')

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Kırmızı Saçlı Kadınla başlayabilirsin o zaman okumaya :)

      Sil
  2. Kırmızı Saçlı Kadın, Orhan Pamuk kitaplarına başlamak için en doğru seçim galiba :) Benimde okuduğum ikinci kitabı olmuştu ve bu yazara önyargılı yaklaşmayın :)))

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. ben de güzel bi başlangıç yaptığımızı düşünüyorum devamı gelecek :)

      Sil
  3. okumadığım bir Pamuk kitabı, her şeye rağmen adam iyi yazıyor kabul etmek lazım.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. tavsiye ediyorum o zaman pişman olmayacaksın :)

      Sil
  4. Orhan Pamuk'a karşı ön yargım yok. Yıllar önce Masumiyet Müzesi'ni okumuştum ama pek sevmemiştim. Okuduğum yorumlara göre yazarı tam yansıtan bir kitap değilmiş. elimde Benim Adım Kırmızı var. Eğer onu seversem diğer kitaplarını da okumak isterim çünkü yorumun çok iyi. bu kitabı da aklıma yazıyorum.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. yaa bundan sonra masumiyet müzesiyle devam etmek istiyordum pamuk'a şimdi bilemedim. ama bu kitabı seveceğine inanıyorum :)

      Sil
  5. Yazardan henüz sadece Masumiyet Müzesi'ni okudum ama eski kitaplarına öncelik vermeyi düşünüyorum, bakalım :))

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. masumiyet müzesini yıllardır merak ediyorum ama bir türlü cesaret edip okuyamadım, bundan sonra düşüneceğim ciddi ciddi :)

      Sil
  6. Harika bir yorum olmuş. Emeğine sağlık :))

    YanıtlaSil
  7. severim Pamuk'u ama bu kitabını henüz okumadım :)

    YanıtlaSil
  8. hımm sevmişsin ya bu yazara alışamadım yaaa, iki kitabını okudum, cevdet bey bi de neydi unuttum, romanlarına giremedim ama anı denemelerini filan seviyom :)

    YanıtlaSil
  9. Orhan Pamuk'u önyargıdan uzak yılllaaaar yılllaaaar önce okumuştum, 'Benim Adım Kırmızı' ilk çıktığı yıllarda 'KIRMIZI' sevdamla okumuştum :) Hala vazgeçemediğim ve 'kafamda' taşıdığım 'kırmızı' sevdam ;)
    Ancak kitap ve dili çok güzel olsa da Orhan Pamuk'un betimlemeleri maalesef beni benden alıyor. Bana göre 'çok' uzun. Bu kitabı nasıldır bilemem ama o kitapta bir tabloyu kaç sayfada anlatmıştı da artık sonlara doğru sayfa çevirmek zorunda kalmıştım hatırlamıyorum. Betimleme gerekliliğiyle ders sıkıcılığı arasındaki sınırı aşıyordu bana göre :) Ama beğenmene sevindim! Kesinlikle edebiyat/sanat yapanın özelliklerinden bağımsız olmalı!
    Kitabın yorumunu okumamıştım. Sayende öğrenmiş oldum ;)

    Bu arada tekrar hoşgeldin hışırım :) Lütfen yine gitme ❤
    Sevgiler ❤

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Kırmızı saçlı kadında öyle rahatsız edici uzun betimlemeler yoktu zaten ince bir kitap, tavsiye ederim :) hoşbuldummm özledim sizi :*

      Sil
  10. Geçen günlerde bir arkadaş tavsiyesi ile almıştım kitabı , senin yorumunu da okuyunca daha da bir meraklandım. En kısa sürede mutlaka bende okuyacağımm :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. umarım seversin, son zamanlarda kitap önerisi isteyen herkese bu kitabı tavsiye ediyorum :)

      Sil

Blog / Site linki içeren yorumlar yayınlanmayacaktır.

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...
Tasarım: Zuri